Anne rahmindeki çocuğun (cenin) düşürülmesinden dolayı ödenmesi gereken tazminat.

Gurre kelimesi (çoğulu gurer) sözlükte “atın alnındaki beyazlık; bir şeyin başlangıcı ve göze ilk çarpan kısmı; bir şeyin en iyisi, en değerlisi; yüzdeki güzellik ve parlaklık; beyaz köle ve câriye” gibi mânalara gelir. Meselâ kamerî ayın ilk gününe “gurretü’ş-şehr”, malların kıymetlisine “gurretü’l-emvâl, gurretü’l-emtia”, bir kabilenin en şereflisine “gurretü’l-kavm” denir. Gurre “yüzdeki nur, beyazlık, parlaklık; köle, câriye” anlamlarında hadislerde kullanılmıştır (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “ġrr” md.).

Fıkıhta gurrenin iki anlamı vardır. Bunlardan birincisi, “abdest sırasında yüzde yıkanması vâcip olan yerlerin dışında kalan yerleri yıkamak”tır. Bunun cevazı hakkında Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ittifak etmişlerse de Hanefîler gurreyi abdestin âdâbından, Şâfiîler sünnetlerinden, Hanbelîler de müstehaplarından kabul etmişlerdir. Mâlikîler ise bunu dinde aşırı gitme olarak değerlendirdikleri için mekruh saymışlardır.

Gurrenin İslâm hukukunda yaygın olan ikinci anlamı, “düşürülen ceninden dolayı verilmesi gereken malî tazminat”tır. Genel manada ana karnındaki çocuğun tüm aşamaları için cenin denilse de, hukukî statüsü bakımından ilgili hükümlerin tesisi için fıkıh mezhepleri cenini farklı şekillerde tarif etmişlerdir. Hanefîlere göre ana karnındaki şeye cenin denilmesi için organlarının bir kısmının belirlenmesi ve insan olduğuna dair bir eserin görülmesi gerekir. Yani bakıldığında insan olduğu anlaşılmalıdır. İnsan olduğunun anlaşılması ise ceninde parmak, tırnak, saç gibi organların görülmesiyle olur. Eğer bunlar görülmemiş ise bu bir kan pıhtısı, alaka veya mudğa’dır. Malikilere göre, henüz biçimlenmemiş olsa bile ana rahminde bulunan varlık – kan pıhtısı veya et parçası olsa da- cenin olarak tanımlamakla birlikte rahimde biriken kanın üzerine sıcak su dökülmesi halinde dağılmıyorsa onun cenin olduğu, aksi durumda ise cenin olamayacağı düşünülmüştür. Şafiîlere göre, ana rahminde taşınan şey, mudğa olsun, alaka olsun, insan suretine benzesin veya benzemesin örfe göre insanın yaratılışının ilk evresi diye bilinen şey cenindir. Eğer insanlar rahimdeki şeyin ne olduğu hakkında şüpheye düşerlerse o cenin değildir. Hanbelîlerin çoğunluğuna göre ise ana karnındaki şeyin, cenin ismini taşıması ceninin insan suretini alması ile başlar. Bu aşamadan önce onun cenin olduğu kesin değildir.

Gurre meşruiyetini Hz Peygamberin uygulamalarından almaktadır. Nitekim Hz Peygamber hem Benî Lehyân’dan ve hem Hüzeyl kabilesinden iki kadının kavgaları sonucu hamilenin düşük yapmasına yol açan kadını gurre ile cezalandırmıştır. Gurreyi de köle veya cariye özgürleştirme şeklinde açıklamıştır. Buna göre gurreye, haksız fiildeki kusurun mahiyetine bakmaksızın bir ceninin anneden ölü ayrılmasının asgari bedeli/cezası da denebilir.

Annesinden ölü olarak doğan cenin için gurre ödeneceği hususunda fukaha arasında ittifak olmakla birlikte, gurrenin miktarı ve kıymetinin ödenmesi konusunda bir ittifaktan bahsedebilmek mümkün değildir. Gurre, kusuru olmayan erkek ya da kadın köle olmakla beraber, gurre olarak ödenecek kölenin kıymetinin ne kadar olacağı ise tartışmalıdır. Bir görüşe göre gurre, tam diyetin yirmide biri kıymetinde olmalıdır. Diğer bir görüşe göre ise, gurrenin kıymetinin bir sınırı yoktur. Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîler birinci görüşü tercih etmektedirler. Yani onlara göre gurrenin kıymeti beş deve, elli dînâr, dirhem olarak da Hanefîlere göre beş yüz dirhem, Şâfiîlere ve Malikîlere göre altı yüz dirhem olmalıdır. Miktarlardaki bu farklılık, tam diyet miktarındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Hanefîler tam diyeti on bin dirhem olarak kabul ettikleri için, gurre beş yüz dirhem olmakta; İmam Şâfiî’ye göre ise, tam diyet on iki bin dirhem olduğu için, gurre altı yüz dirhem olmaktadır. Zâhirîler ise, gurrenin kıymetinin bir sınırı olmadığı görüşünü benimsemektedir.

Ceninin müessir bir fiil, tehdit, korkutma veya ilâç kullanma sonucunda düşmesi, bunları gerçekleştiren kişinin ceninin annesi, babası veya başka bir kişi olması, bu kişinin ceninin düşmesini kastedip etmemesi hükmü değiştirmez. Hanefîler’e göre çocuğun düşmesine anne sebep olmuşsa, babanın izni bulunduğu veya kasıt unsuru olmadığı takdirde gurre ödenmez.

Düşürülen ceninden dolayı gurre ödenmesi için ceninin ölü olarak düşmesi, organlarının kısmen de olsa belirmiş olması ve bu sırada annenin hayatta bulunması şarttır. Cenin sağ olarak doğar da sonradan ölürse gurre değil tam diyet ödenir. Mâlikî mezhebinde tercih edilen görüşe göre çocuğun düşmesi kastıyla kadının karnına vurulmuşsa diyet değil kısas gerekir. Hamile bir kadının öldürülmesi durumunda öldürme suçunun cezası olarak kısas veya diyet gerekirse de karnındaki cenin için ayrıca gurre ödenmez. Fakat önce cenin düşer, ardından anne ölürse kısas veya diyet cezasından ayrı olarak cenin için de gurre gerekir. Hanefî ve Mâlikî fakihleri, ceninin annenin ölümünden sonra düşmesi veya ölmesi halinde gurreyi gerekli görmezken Şâfiî ve Hanbelîler her iki halde de gerekli görürler. Öte yandan ceninin hangi safhadan itibaren düşürülmesinin gurreyi gerektirdiği hususu da çocuk düşürmenin dinî ve hukukî hükmü konusundaki görüşlerle bağlantılı olarak fakihler arasında tartışmalıdır (bk. ÇOCUK DÜŞÜRME). İslâm hukukçularının bir kısmı, gurrenin gerekli olması için ceninin dış görünümünün insana benzemesi, meselâ organlarının kısmen belirginleşmesi şartını ileri sürer ve daha önceki safhalarda sadece hükûmet-i adl*i lüzumlu görürken çoğunluk, düşenin cenin olduğundan emin olunması şartıyla her safhada gurreyi gerekli kabul eder. Her iki görüş de esasında suçun oluşması ve müeyyidenin uygulanması hususuna objektif bir ölçü getirmeyi amaçlar. İmâmiyye ekolünde gurre miktarının ceninin bulunduğu safhaya göre giderek artması da gurrenin hem tazminat niteliğiyle, hem de çocuk düşürmenin dinî hükmü konusunda literatürde yer alan görüşlerle bağlantılıdır.

Düşürülen ceninin cinsiyeti gurrenin miktarını etkilemez. Hanefîler’e göre hükmen müslüman bir ceninin gurresiyle müslüman olmayan ceninin gurresi de eşittir. Diğer üç mezhebe göre ise müslüman olmayanın gurresi daha azdır.

Gurre ceninin mirası kabul edilir ve miras hukuku hükümlerine göre vârisleri arasında bölüştürülür. İslâm hukukunda öldürme fiili mirastan mahrumiyet sebebi olduğundan ceninin düşmesine sebep olan kişi aynı zamanda vâris ise mirastan pay alamaz. Mâlikî mezhebinde zayıf bir görüşe ve Leys b. Sa‘d’a göre gurre sadece annenin hakkıdır.

Mâlikî ve Hanbelîler’e göre gurreyi ceninin düşmesine sebep olan kişi, Hanefî ve Şâfiîler’e göre ise âkıle* öder. Gurrenin ödenme süresi konusunda peşin, bir yıl ve üç yıl şeklinde farklı görüşler vardır.

Düşürülen cenin birden fazla olursa her biri için ayrı gurre gerekir. Gurrede cezadan çok tazminat niteliği hâkim olduğundan birkaç kişinin birlikte sebep olduğu tek bir çocuğun düşürülmesi fiilinde tek gurre ödenir.

BİBLİYOGRAFYA

Cevherî, eṣ-Ṣıḥâḥ, “ġurre” md.

Lisânü’l-ʿArab, “ġrr” md.

Tâcü’l-ʿarûs, “ġrr” md.

Kāmus Tercümesi, II, 577-580.

Wensinck, el-Muʿcem, “ġrr” md.

Buhârî, “Vuḍûʾ”, 3, “İʿtiṣâm”, 13, “Diyât”, 25, 26.

Müslim, “Ṭahâret”, 34-39, “Ḳasâme”, 34-39.

İbn Mâce, “Ṭahâret”, 6, “Diyât”, 11.

Ebû Dâvûd, “Diyât”, 19.

Tirmizî, “Diyât”, 15.

Nesâî, “Ḳasâme”, 39.

Şâfiî, el-Üm, VIII, 249-250.

Şîrâzî, el-Müheẕẕeb, II, 198-199, 212.

Serahsî, el-Mebsûṭ, XXVI, 87-90.

Kâsânî, Bedâʾiʿ, VII, 325-327.

İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, Kahire, ts. (Matbaatu Hassân), II, 479-481.

İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, III, 353.

İbn Kudâme, el-Muġnî, IX, 535-558.

Nevevî, Tehẕîb, IV, 58.

a.mlf., Şerḥu Müslim, XI, 175-176.

İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, Bulak 1300, II, 207; XII, 218-223.

Aynî, ʿUmdetü’l-ḳārî, Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), II, 247; XXIV, 66-69.

Remlî, Nihâyetü’l-muḥtâc, Kahire 1386/1967, V, 373, 379-384.

Şevkânî, Neylü’l-evṭâr, Kahire 1380/1961, VII, 73-76.

İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr, Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), V, 377-379.

Abdülkādir Ûdeh, et-Teşrîʿu’l-cinâʾiyyü’l-İslâmî, Kahire 1977, II, 292-302.

Bilmen, Kamus, III, 13-14, 150-155.

Cezîrî, el-Meẕâhibü’l-erbaʿa, V, 372-377.

Zühaylî, el-Fıḳhü’l-İslâmî, VI, 363-367; VIII, 253-254.

“İchâd”, Mv.F, III, 162-168.

“Ġurre”, a.e., XXXI, 169-172.

İstifade Edilen Ek Kaynaklar

Muhsin Koçak, “Gurre”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Erişim 14 Kasım 2019).

Abdulahat Ucatlı, İslâm Hukukunda Cenine Müdahalenin Hükmü (İstanbul: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2009), 32-34.

Tuğba Duru, İslâm Hukukunda Cenine Müdahale (İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2016), 58-59.

Mehmet Dirik, “İslam Hukukunda Cenin Öldürme Suçunun Cezası”, Bilimname 23 (Haziran 2012), 197-198.