Sözlükte “toplamak, bir araya getirmek, birleştirmek” anlamına gelen cem‘, İslâm aile hukukunda Aralarında yakın akrabalık bağı bulunan iki kadınla aynı anda evli olma anlamına gelmektedir.

İslâm hukukunda bir erkeğin en fazla dört kadınla evlenmesine izin verilmiştir. Ancak bu kadınların birbirleriyle yakın akraba olmamaları gerekir. Yakın akrabalığın kan veya süt yoluyla oluşması hükmü değiştirmez. Bu konuda genel esas, iki kadından her birinin erkek, diğerinin kadın kabul edilmesi halinde aralarında evlenmeleri haram olacak kadar yakın akrabalığın bulunmasıdır. Buna göre örneğin; bir erkek, karısı hayatta olduğu ve nikâhı altında bulunduğu sürece onun kız kardeşi, halası, teyzesi veya kardeşinin kızıyla evlenemez.

Kur’ân-ı Kerîm’de iki kız kardeşin bir nikâh altında birleştirilmesinin haram olduğu ifade edilmiştir (en-Nisâ 4/23). Hz. Peygamber de bir kadının, halası veya teyzesiyle birlikte aynı erkeğin karısı olmasını yasaklamıştır (Buhârî, “Nikâḥ”, 27).

Diğer taraftan, buradaki evlenme engeli geçicidir. Erkeğin, karısı ile arasındaki nikâh bağının ölüm veya boşanma gibi bir sebeple sona ermesi halinde bu nikâhtan doğan evlenme engeli de ortadan kalkacağından karısının yukarıda sözü edilen akrabalarından herhangi biriyle evlenmesi mümkündür.

Şîa’dan Ca‘feriyye’nin Ehl-i sünnet mezheplerinden ayrıldığı belli başlı konulardan biri de cem‘ olup bu mezhebe göre teyze ve halanın rızâları alınarak yeğenleriyle aynı nikâh altında birleştirilmesi, yani bir erkeğin birbiriyle teyze-yeğen veya hala-yeğen durumunda olan iki kadını aynı zamanda eş olarak alması câizdir.

Bunla beraber, bazı bölgelerde kültürel davranışlar İslamî hükümlerin tersine toplumda yer edebilmektedir. Afrika’nın belli bölgelerinde bir erkeğin iki kardeşi cem’ ettiği ve hatta ölen babasının eşleriyle evlendiği durumlar görülebilmektedir. Doğan çocukların aynı kabile içerisinde yetiştirilmesi amacıyla takip edilen bu pratik İslamî ahkâmla uyuşmamaktadır.

BİBLİYOGRAFYA

Buhârî, “Nikâḥ”, 26, 27.

Müslim, “Nikâḥ”, 33-40.

İbn Mâce, “Nikâḥ”, 31.

Ebû Dâvûd, “Nikâḥ”, 13.

Tirmizî, “Nikâḥ”, 31.

Nesâî, “Nikâḥ”, 45-48.

İbn Hibbân, eṣ-Ṣaḥîḥ (nşr. Kemal Yûsuf el-Hût), Beyrut 1407/1987, VI, 166.

, II, 35-36.

, VIII, 436, 489-490.

, III, 212-218.

, III, 180-182.

, V, 74-82.

, VI, 166-171.


Ek Kaynakça

“Muharramâtu’n-Nikâh”. el-Mevsûʿatü’l-fıkhiyye. 36:209-225. Kuveyt: Vizaretü’l-Evkaf ve’ş-Şuuni’l-İslamiyye,  1983.

Schacht, Joseph vd. “Nikāḥ”. Encyclopaedia of Islam. Second Edition. Edited by: P. Bearman, Th. Bianquis, C.E. Bosworth, E. van Donzel, W.P. Heinrichs. Consulted online.