Sözlükte “ulaşmak” anlamına gelen bulûğ, terim olarak çocuğun cinsî ve bünyevî ergenlik dönemine ulaşmasını ifade eder ve bu durumdaki kimseye de bâliğ denir. Ergenlik devresi de diyebileceğimiz bulûğ sonrası dönem, kişinin çocukluktan çıkıp yetişkin insan özelliği kazandığı önemli bir hayat merhalesidir. Ergenlikten asıl maksat kişinin aklî ve ruhî yönden ergen olması ise de bunun tesbiti çok zordur ve ölçüsü de oldukça değişiklik göstermektedir. Bu sebeplerle bulûğda “çocuğun fiilen veya hükmen biyolojik-cinsî ergenlik kazanması” esas alınarak bazı yönleriyle üçüncü şahısları da ilgilendiren bu konuda açık ve objektif bir ölçü benimsenmiştir. İslâm hukukçuları bulûğ için bir ön şart, iki de ölçü getirmişlerdir. Bulûğun ön şartı çocuğun belli bir alt yaş sınırına ulaşması olup bu da erkeklerde on iki, kızlarda ise dokuz yaşın tamamlanmasıdır. Bu sınır bulûğun asgari yaş sınırı olup Mecelle’nin de kaydettiği gibi (md. 988) bu yaşa ulaşmamış çocuğun bulûğ iddiası dinlenmez.
Bulûğun iki ölçüsünden birincisi ve aslî olanı fiilî bulûğdur; yani gerekli asgari yaş sınırına ulaşmış erkeğin ve kızın cinsî yönden fiilî ergenliğe kavuşmasıdır. Bunun da bünyeye, iklim vb. dış şartlara göre değişik yaşlarda olacağı açıktır. Fakat kişinin bu bünyevî gelişimine dışarıdan muttali olma genelde pek mümkün olmadığından bulûğun tesbitinde, yukarıdaki alt yaş sınırına ulaşmış olan ve bünyesi de uygun bulunan çocuğun ikrar ve iddiası yeterli görülür. Bulûğun ikinci ölçüsü ise çocuğun belli bir âzami yaş sınırına ulaşması sebebiyle hükmen bâliğ ya da bâliğa sayılmasıdır. Ebû Hanîfe’ye göre erkek on sekiz, kız on yedi yaşını tamamlayınca bulûğa ermiş sayılır. İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre ise erkek-kız ayırımı olmaksızın çocuk on beş yaşını tamamlayınca fiilen erip ermediğine bakılmaksızın hükmen bulûğa ermiş sayılır. Müftâbîh görüş de çoğunluğun görüşü olan on beş yaşının kabulüdür. Mecelle’de bu görüş kabul edilmiştir: “Eimme-i selâseye göre de sinni bülûğun müntehası on beştir.”
Bulûğ ile insan hem bedenen hem de ruhen belli ve yeterli bir asgari olgunluğa eriştiğinden kural olarak edâ (fiil) ehliyetini kazanır. Bâliğ kimse gerek iman esasları, ibadetler, haramlar, vergi, cihad, cezaî ve hukukî mesuliyetler ve gerekse dinî, içtimaî ve hukukî düzenin sağladığı haklardan faydalanma yönünden tam ehliyet sahibidir. Ancak aklî ve ruhî olgunluk demek olan rüşd genelde bulûğla birlikte gerçekleşirse de bazı durumlarda bulûğdan sonraya da kalabilir. İslâm hukukçuları kişinin kendi şahsı üzerindeki velâyeti, dinî, cezaî ve hukukî ehliyeti için tek başına bulûğu yeterli görürken malî tasarruflarında tam serbestliğe kavuşması için bulûğun yanı sıra rüşdü de şart koşmuşlardır. Cumhur bu konuda bir yaş sınırı koşmamıştır. Ancak Hanefiler kişinin rüşdü kazanmasının azami yaşı olarak yirmi beş yaş belirlemiştir ve bu zamandan sonra kişinin mallarıyla ilgili tasarrufları kendisine bırakılmıştır.
BİBLİYOGRAFYA
Ebû Dâvûd, “Ḥudûd”, 16.
Kâsânî, Bedâʾiʿ, VII, 171-172.
İbn Kudâme, el-Muġnî, Kahire 1389/1969, IV, 345-349.
İbnü’l-Hümâm, Fetḥu’l-ḳadîr (Kahire), VIII, 201-202.
Mecelle, md. 981-989.
Ali Haydar, Dürerü’l-hükkâm, III, 70-79.
M. Ebû Zehre, el-Aḥvâlü’ş-şaḫṣiyye, Kahire, ts. (Dârü’l-fikri’l-Arabî), s. 441-445.
Zerkā, el-Fıḳhü’l-İslâmî, II, 777 vd.
İbrahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Ankara 1980, s. 107-112.
Karaman, İslâm Hukuku, I, 186-188.
Muhammed Zeyd Ebyânî, Şerḥu’l-aḥkâmi’ş-şerʿiyye fi’l-aḥvâli’ş-şaḫṣiyye, Bağdad, ts. (Mektebetü’n-nehda), II, 223-229.
Ek Kaynakça
Bilmen, Ömer Nasuhi. “Bülûğ”. Hukuki İslâmiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu. 2:7 İstanbul: Bilmen Yayınevi.
“Bulûğ”. el-Mevsûʿatü’l-fıkhiyye. 8:186-205. Kuveyt: Vizaretü’l-Evkaf ve’ş-Şuuni’l-İslamiyye, 1983.
Ed. “Bālig̲h̲”. Encyclopaedia of Islam. Second Edition. Edited by: P. Bearman, Th. Bianquis, C.E. Bosworth, E. van Donzel, W.P. Heinrichs. Consulted online.
