Fakültemiz TÜBİTAK 1001 Projelerinden “İslam Hukukunda Aile Arabuluculuğu-Hakemliği ve Çağdaş Uygulamalar” Projesi Kapsamında “Aile Arabulucu-Hakemliği Konuşmaları” Serisinin İlk Programı Dr. Haitham al-Haddad ile Gerçekleştirildi

İslam Hukukunda Aile Arabuluculuğu-Hakemliği ve Çağdaş Uygulamalar adlı TÜBİTAK projemiz kapsamında Müslüman ülkelerde ve Müslümanların azınlık olduğu ülkelerde aile arabulucu-hakemliği pratiklerini tanımak ve tanıtmak amacıyla şeriat konseyi üyelerinin, akademisyenlerin konuşmacı olarak davet edildiği “Aile Arabulucu-Hakemliği Konuşmaları” serisinin ilk programı 25 Kasım 2021 tarihinde zoom platformu üzerinden gerçekleştirildi. Serinin ilk konuşmacısı, Birleşik Krallık’taki İslami Şeriat Konseyi de dâhil olmak üzere İslami örgütlerin danışma kurullarında yer alan, Muslim Research and Development Foundation başkanı Dr. Haitham el-Haddad idi. İngiltere’deki konseylere 23 yıldır imam olarak hizmet veren Haitham el-Haddad, biriktirmiş olduğu kıymetli tecrübelerini bizler ile paylaştı.
Haddad, konuşmasına İngiliz hukuk sisteminde temel hak ve özgürlükler bağlamında tüm vatandaşların eşit olduğuna, bundan mütevellit hiçbir azınlık grubun ya da bireyin farklı bir yasa ile yargılanmasının mümkün olmadığına değinerek başladı. Fakat uygulamada müslüman toplumuna nispeten Yahudi toplumuna yasalar tarafından daha fazla haklar tanındığını vurguladı. Haddad, yasal azınlık statüsü kazanmanın aile hukuku alanında azınlıklara getireceği hakların altını çizdi. İngiltere özelinde Avrupa’daki müslümanların gündelik hayatlarında dini pratikleri yerine getirmekte noksanlıkları olsa dahi evlenme, boşanma, miras, nafaka, velayet gibi aile ve şahıs hukuku meselelerinde fıkhi öğretilere uygun bir hayat sürmek istediklerinden, Müslümanların konseylerden fetva taleplerinin çoğunlukla bu alanda hacim kazandığından bahsetti. Sadece müslüman azınlıklar açısından değil; özellikle seküler hukuk sistemi içinde yaşayan müslüman çoğunluğun oluşturduğu ülkelerde de müslümanların dini kimliklerini korumaları için tutunabilecekleri son bağın İslam aile hukuku alanı olduğunu vurguladı. Bu sebeple konseylerde arabulucu-hakemlik uygulamalarının öneminden; ayrıca uygulamadaki yaygın başvuru sebebinin boşanmak isteyen kadınların tefrik talebi yönünde olduğundan bahsetti.
Konuşmasının sonunda Şeriat Konseylerinin kurulma gayesini ve dayanağını Maliki, Hanefi mezheplerinden muhtelif görüşler üzerinden delillendirdi. Müslümanların veliyyu’l-emr olmadığı durumda yetkin gördükleri kişileri kadı olarak (yalnızca kabul edenleri bağlayacak şekilde) kabul edebileceklerinden ve bunun şeriat konseylerinin kurulmasının temel delili olduğundan bahsetti. Şeriat konseylerinin ihtilafa açık bazı yapısal ve yargısal eksiklilerinde ve bu organizasyonuna dair eksiklikleri giderilebilecek çözüm önerilerine de değinerek konuşmasını nihayetlendirdi.
Soru-cevap faslında ise İngiltere’deki Şeriat Konseylerinin arabulucu-hakemlik uygulanması ve uygulamaya başvuran çiftlerin boşanma oranlarına etkisi, şeriat konseylerinin ayrımındaki sebepler müzakere edildi.
Programın tamına buradan ulaşabilirsiniz.
